Tucson'da yıllık 280 mm yağışla yaşayan bir adam, çatısından akan her damlayı topluyor. Yağmur hasadının dünya çapındaki ustasından dersler.
Brad Lancaster, Arizona'nın Tucson şehrinde 1/8 dönümlük bir arsada yaşıyor. Tucson'a yıllık ortalama 280 milimetre yağmur düşer — Türkiye'nin pek çok bölgesinden daha az. Ama Lancaster bu küçük arsadan yılda 380 ton yağmur suyu hasat ediyor. Çatılardan, kaldırımlardan, hatta sokaktan akan her damlayı toprağa yönlendirip ağaçlandırıyor. Eviyle birlikte komşu arsaları da bir vahaya çevirmiş durumda.
Lancaster'ın en önemli öğretmeni Zimbabveli bir köylüydü: Zephaniah Phiri Maseko. Apartheid sonrası Afrika'da kuraklıkla mücadele eden Maseko, basit toprak işleriyle — küçük çukurlar, taş bentler, eğim çizgileri — yağmuru tarlasında tutmayı öğrenmişti. Lancaster onu 'su çiftçisi' olarak adlandırdı ve bu prensipleri 2006'da yayımlanan iki ciltlik Rainwater Harvesting for Drylands and Beyond kitabında sistemleştirdi. Kitap, dünya çapında yağmur hasadı uygulayıcıları için temel başvuru kaynağı oldu.
Lancaster'ın merkezi öğretisi sekiz ilkeye dayanır. İlki ve en önemlisi: uzun süre, dikkatli gözlem. Önce arazinizi izleyin — yağmur nereden geliyor, nereye akıyor, nerede birikiyor, nereyi yıkıyor? Bu gözlem olmadan yapılan müdahale, çoğu zaman zarar verir.
İkinci ilke su hasadına 'yukarıdan' başlamaktır. Yağmurun en temiz, en bol olduğu yer çatıdır. Bir 100 metrekarelik çatı, 10 milimetre yağmurda 1.000 litre temiz su toplar. Bu su yağmur oluğundan tanklara veya doğrudan bahçeye yönlendirilebilir.
Üçüncü ilke küçük ve çok ölçekli düşünmektir. Bir büyük tank yerine birçok küçük çözüm — yağmur bahçeleri (rain gardens), sızdırma çukurları (infiltration basins), eğim çizgisi setleri (swales), geçirgen kaldırımlar — daha esnek ve dirençlidir. Lancaster'ın deyişiyle suyu 'toprağa ekiyoruz'.
Dördüncü ilke yavaşlatma, yayma, sızdırma. Hızla akan su erozyona neden olur. Yavaşlatılırsa toprağa girer. Yayılırsa daha geniş alanı besler. Sızdırılırsa yer altı suyu rezervine katkı sağlar. Sert yüzey ne kadar azsa, geçirgen alan ne kadar çoksa, su o kadar yerinde kalır.
Geri kalan ilkeler artıyı sönüm olarak hesaplama (su deposu son çare olmalı, doğrudan toprağa daha iyi), birden fazla işleve hizmet eden tasarım (ağaç hem gölge verir hem suyu tutar hem meyve verir), sürekli yeniden değerlendirme ve fazlalığı bir kaynak olarak görme prensipleridir.
Türkiye'nin pek çok bölgesi yıllık yağışın azaldığı, yer altı sularının çekildiği ve kuraklığın belirginleştiği bir dönemden geçiyor. Antalya, İzmir, Konya gibi bölgelerde su krizi ciddileşiyor. Geleneksel tarım çözümleri — daha derin kuyu, daha çok pompa — sorunu çözmüyor, derinleştiriyor. Yağmur hasadı, bu denklemin tersini öneriyor: kıt görünen kaynak aslında bol, sadece doğru yakalanmıyor.
Ev ölçeğinde başlangıç basittir. Çatı oluğuna bir yönlendirici takarak yağmur suyunu bahçeye veya bir tanka aktarabilirsiniz. Bahçede toprağı 30-50 cm derinliğinde bir çukur kazıp dolomit ve organik madde ile doldurarak yağmur bahçesi oluşturabilirsiniz. Eğimli arazide kontur çizgisi boyunca küçük setler (swale) suyu yamaçtan yavaşlatır. Lancaster'ın gösterdiği gibi: bir damla suyun nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilmek, kuraklığı bolluğa çevirmenin başlangıcıdır.
İlham Kaynağı
Brad Lancaster / Rainwater Harvesting for Drylands



