Serender
Agrohomeopati: Zehirsiz Tarım İçin Alternatif Bir Bakış
Zehirsiz Tarım

Agrohomeopati: Zehirsiz Tarım İçin Alternatif Bir Bakış

Tüm Yazılar

Bir homeopat, hasta bir elma ağacına Belladonna verdi. Sonuç, bitkilerin görünmez ilacının doğuşu oldu.

Homeopatinin kurucusu Samuel Hahnemann, 1796'da yayımladığı çalışmalarında yalnızca insan bedenini değil, tüm canlıları kapsayan bir şifa anlayışı ortaya koydu. 'Benzeri benzerle iyileştir' ilkesi ve aşırı seyreltme yoluyla elde edilen potansiyalizasyon, onun en temel iki keşfiydi. Hahnemann'ın damadı Baron von Boenninghausen ise saksılara döktüğü artık ilaçların bitkileri etkilediğini fark ettiğinde, ustasının sisteminin çok daha geniş bir anlam taşıdığını sezmişti. Charles Darwin de potansiyalize edilmiş çözeltilerin bitki büyümesi üzerindeki etkilerini kendi deneylerinde kayıt altına almıştı. Bu birikimin sistematik bir tarım pratiğine dönüşmesi ise neredeyse iki yüz yıl daha bekledi.

1986 yazında Hollandalı homeopat Vaikunthanath Das Kaviraj, İsviçre'de bir aileyi ziyaret ediyordu. Bahçedeki elma ağacının kabuğu kızıl halkalarla kaplanmış, pas hastalığına yakalanmıştı. Kaviraj ağaca bir hasta gözüyle baktı: kızarıklık, susuzluk. Klasik homeopatide bu belirtilerin karşılığı Belladonna idi. Birkaç gün sonra hastalık geriledi; ertesi yıl elmalar her zamankinden lezzetliydi. Kaviraj sonraki on iki yılı yaklaşık yetmiş farklı homeopatik ilacın bitki hastalıklarındaki etkisini test ederek geçirdi ve 2006'da Homeopathy for Farm and Garden adlı kitabını yayımladı. Agrohomeopati böylece adını aldı.

Yöntemin mantığı Hahnemann'ın orijinal sistemine sadık kalır: bitki bir hasta gibi gözlemlenir; yaprakların rengi ve şekli, hastalığın ortaya çıkış zamanı, nem ya da susuzluk ihtiyacı. Bu belirtilerle eşleşen homeopatik ilaç çok düşük dozda, genellikle 6CH veya 30CH potansiyellerinde sulama suyuna karıştırılır. Kaviraj'ın çalışmalarında öne çıkan bazı eşleşmeler şunlardır: salyangoz ve sümüklü böceklere karşı Helix tosta, toprağın su ve besin tutma kapasitesini artırmak için Silicea, repolama hasarları için Calendula, kök çürüklüğü için Calcium phosphoricum.

Agrohomeopati, tıpkı homeopatinin kendisi gibi, ana akım bilim çevrelerinde tartışmalı olmaya devam etmektedir. Aşırı seyreltilmiş çözeltilerin nasıl etki ettiği henüz açıklanabilmiş değildir. Bununla birlikte Hindistan, Almanya, Brezilya, İtalya ve Meksika'daki tarım üniversitelerinde son yıllarda yürütülen kontrollü çalışmalar, belirli bitki-ilaç eşleşmelerinde anlamlı sonuçlar elde edildiğini bildirmektedir.

Türkiye'de bu alanda çalışmalar 2015'ten itibaren hız kazanmaya başlamıştır. Yalova'da Gülderman Çiftliği'ni kuran Önder Mergan, yıllarca sürdürdüğü uygulamalar ve verdiği eğitimlerle agrohomeopatiyi ülkemizde tanıtan öncü isimler arasındadır. Mergan, bu birikimini Türkiye'de agrohomeopati alanında yazılmış ilk Türkçe kaynak kitapta bir araya getirmiş; hastalık teşhisinden remedi seçimine, bitki zararlılarından ilaç belirti rehberine kadar kapsamlı bir başvuru kaynağı oluşturmuştur.

Konvansiyonel tarımın bedelini artık açıkça görüyoruz: yeraltı sularına karışan gübre bileşikleri, arıları tehdit eden neonikotinoid pestisitler, toprağı çoraklaştıran herbisitler. Agrohomeopati bu tabloya karşı köklü bir soru sorar: bitki hastalıkları bir sonuç mudur, yoksa sorunun kendisi mi? Cevap ikincisiyse, yani gerçek sorun dengesiz toprak ve zayıflamış bağışıklıksa, zehirleyerek değil dirençlendirerek iyileştirmek mümkün olabilir. Hahnemann'ın iki yüz yıl önce insan bedeni için kurduğu bu düşünce, bugün toprağa ve bitkiye de aynı ciddiyetle uygulanmayı bekliyor.

İlham Kaynağı

Vaikunthanath Das Kaviraj / Homeopathy for Farm and Garden

Serender Editörleri