Bir homeopat, hasta bir elma ağacına Belladonna verdi. Sonuç, bitkilerin görünmez ilacının doğuşu oldu.
1986 yazında, Hollandalı homeopat Vaikunthanath Das Kaviraj İsviçre'de bir aileyi ziyaret ediyordu. Bahçedeki elma ağacının kabuğu kızıl renkli halkalarla kaplanmış, pas hastalığına yakalanmıştı. Kaviraj, ağacın belirtilerine bir insan hastasına bakar gibi baktı: kızarıklık, susuzluk. Klasik homeopatide bu semptomlara karşılık gelen ilaç Belladonna idi. Birkaç gün sonra hastalık geriledi; ertesi yıl elmalar her zamankinden lezzetliydi. Agrohomeopati doğmuştu.
Kaviraj'ın keşfettiği fikir tamamen yeni değildi. Homeopatinin kurucusu Samuel Hahnemann'ın damadı Baron von Boenninghausen, neredeyse iki yüz yıl önce saksılara döktüğü artık ilaçların bitkileri etkilediğini fark etmişti. Charles Darwin de potansiyalize edilmiş çözeltilerin bitki büyümesi üzerindeki etkilerini deneylerinde belgelemişti. Ancak Kaviraj bunu sistematik bir tedavi pratiğine dönüştüren ilk kişi oldu. Sonraki on iki yıl boyunca yaklaşık yetmiş farklı homeopatik ilacın bitki hastalıklarındaki etkisini test etti ve 2006'da Homeopathy for Farm and Garden adlı kitabını yayımladı.
Agrohomeopati, klasik homeopatinin iki temel ilkesini bitkilere uygular: 'benzeri benzerle iyileştir' (similia similibus curantur) ilkesi ve aşırı seyreltme yoluyla potansiyalizasyon. Bir bitki belirtilerini, sanki bitki bir hasta gibiymiş gibi gözlemlersiniz — yaprakların rengi ve şekli, hastalığın ortaya çıkış zamanı, susama veya nem ihtiyacı. Sonra bu belirtilerle eşleşen homeopatik ilacı çok düşük dozda (genellikle 6CH veya 30CH potansiyellerinde) sulama suyuna katarsınız.
Kaviraj'ın belgelediği önemli keşifler arasında salyangoz ve sümüklü böceklerle mücadelede etkili olan Helix tosta, toprağın su ve besin tutma kapasitesini artıran Silicea, repolama hasarı için Calendula, kök çürüklüğü için Calcium phosphoricum yer alır.
Agrohomeopati ana akım bilim dünyasında — homeopatinin kendisi gibi — tartışmalıdır. Aşırı seyreltilmiş çözeltilerin nasıl etki ettiği henüz net olarak açıklanmış değildir. Ancak Hindistan, Almanya, Brezilya ve İtalya'daki tarım üniversitelerinde son yıllarda yapılan kontrollü deneyler, belirli bitki-ilaç eşleşmelerinde anlamlı sonuçlar elde edildiğini raporluyor.
Konvansiyonel tarımın bedeli ağırdır: yer altı sularına karışan azot-fosfor-potasyum bileşikleri, bal arılarını öldüren neonikotinoid pestisitler, toprağı çoraklaştıran herbisitler. Agrohomeopati ister tek başına bir alternatif, ister organik tarım sistemine ek bir araç olarak görülsün, ortak bir varsayıma dayanır: bitki hastalıkları semptomdur, sebep değil. Sebep dengesiz toprak ve zayıflamış bağışıklıktır. Hastayı zehirleyerek değil, dirençlendirerek iyileştirmek mümkündür.
Avrupa Birliği'nin pestisit kullanımını 2030'a kadar yarıya indirme hedefi çerçevesinde agrohomeopati Türkiye'de de giderek daha fazla ilgi görmektedir. Zehirsiz tarımın araçlarını çoğaltmak, geleceğin tarımının temel taşlarından biri olabilir.
İlham Kaynağı
Vaikunthanath Das Kaviraj / Homeopathy for Farm and Garden



