Serender
Permakültür: Doğadan Öğrenen Tasarım
Permakültür

Permakültür: Doğadan Öğrenen Tasarım

Tüm Yazılar

1978'de Tasmanya'da iki adam bir kitap yayımladı. Yarım asır sonra permakültür dünya çapında bir tasarım dili haline gelmişti.

1974 yılı, Tasmanya. Üniversite hocası Bill Mollison ve öğrencisi David Holmgren, modern tarımın çevreye verdiği zarara karşı yeni bir tasarım dili geliştirmeye karar verdiler. Dört yıllık çalışma sonunda 1978'de Permaculture One adlı kitabı yayımladılar. 'Permaculture' başlangıçta 'permanent agriculture' (kalıcı tarım) sözcüklerinin kısaltmasıydı; ancak Mollison hızlıca fark etti ki bu sadece tarım değil, 'permanent culture' — kalıcı bir kültür — meselesiydi. Verimli bir peyzaj, sağlıklı bir ekoloji ve döngüsel bir ekonomi olmadan hiçbir kültürün ayakta kalmayacağına inanıyordu.

Permakültür üç etik temele dayanır: yer küreyi gözetmek (earth care), insanları gözetmek (people care) ve adil paylaşım / fazlayı geri vermek (fair share). Bu üç ilke, bütün tasarım kararlarının zeminini oluşturur.

Holmgren, 2002'de yayımladığı Permaculture: Principles and Pathways Beyond Sustainability kitabında permakültürün on iki tasarım ilkesini sistemleştirdi: Gözlemle ve etkileş. Enerjiyi yakala ve depola. Verim al. Geri besleme uygula ve kendini düzenle. Yenilenebilir kaynak ve hizmetleri kullan ve değerlendir. Atık üretme. Desenden detaya tasarla. Ayırmaktansa entegre et. Küçük ve yavaş çözümleri kullan. Çeşitliliği kullan ve değerlendir. Sınırları ve marjinali değerlendir. Değişimi yaratıcı kullan ve karşılık ver.

Bu ilkeler soyut görünebilir ama uygulamada çok somuttur. 'Her unsur birden fazla işleve hizmet etmeli' ilkesini ele alalım. Bahçeye bir dut ağacı ektiğinizde sadece meyve değil, gölge, kuş yemi, yaprak gübresi ve rüzgâr kırıcı işlevi de elde edersiniz. 'Atık üretme' ilkesi mutfak atıklarınızın komposta, gri suyunuzun bahçeye, yün giysilerinizin malça dönüşmesi anlamına gelir. 'Sınırları değerlendir' ilkesi göl kenarı, orman kenarı gibi ekosistem geçiş bölgelerinin en verimli alanlar olduğunu hatırlatır.

Permakültür tasarımı genellikle bölge (zone) sistemiyle organize edilir. Bölge 0 evdir; her gün ziyaret ettiğiniz baharat bahçesi Bölge 1, haftada bir gittiğiniz sebze bahçesi Bölge 2, meyve bahçesi ve tavuklar Bölge 3, otlak ve odunluk Bölge 4, doğal vahşi alan Bölge 5'tir. Sık ziyaret ettiğiniz unsurları yakına, az ziyaret ettiklerinizi uzağa yerleştirmek hem enerji tasarrufu sağlar hem de doğal kontrol mekanizmaları kurar.

Mollison Avustralya'da bir Permaculture Institute kurdu ve 72 saatlik Permaculture Design Course (PDC) sistemini geliştirdi. Bugüne kadar dünya çapında yüz binlerce kişi bu kursu aldı. Mollison 1981'de alternatif Nobel olarak bilinen Right Livelihood Award'ı kazandı. 2016'da hayatını kaybetti ama hareketin kurumsallaşması Holmgren ve binlerce uygulayıcı tarafından sürdürülüyor. Holmgren'in Hepburn Springs'teki Melliodora çiftliği, 1985'ten beri permakültürün canlı bir gösterim alanı.

Permakültür bir reçete değil, bir düşünme yöntemidir. Bir balkon bahçesinden bir köy ekosistemine, bir okul yerleşkesinden bir şehir mahallesine kadar her ölçekte uygulanabilir. Türkiye'de son on yılda permakültür çiftlikleri çoğaldı; Marmaris'ten Karadeniz'e, Ege'den Doğu Anadolu'ya kadar yüzlerce uygulayıcı yetişti. Asıl iş, bu prensipleri yerel iklime, kültüre ve toprağa adapte etmektir. Mollison'un sıkça tekrar ettiği gibi: 'Bahçenin sorunu çözümün ta kendisidir' — yani sorun gibi görünen şey (çok yağmur, çok rüzgâr, çok eğim) doğru tasarımla bir kaynağa dönüşür.

İlham Kaynağı

Bill Mollison & David Holmgren / Permaculture One (1978)

Serender Editörleri